Perşembe, Mayıs 23, 2019

Dilin, Zihin Yapısı ve Kültür Üzerindeki Etkileri

Kuzey Ne Tarafta?

Şimdi size “Solunuzda ne var?” diye sorsam ezberden söyler ya da kısaca dönüp bakarsınız. Ancak “Güneybatınızda ne var?” diye sorsam bir süre cevap veremez, türlü akıl yürütmelere girişirsiniz. Böyle bir soru size eğlencelik –ve belki biraz da gereksiz- bir akıl oyunu gibi gelir. Öyle ya, insanın sağı solu gibi net ifadeler varken, kuzeyi güneyi işin içine karıştırmaya ne gerek var?

Gerçekten öyle mi? Sağ ve sol net kavramlar mı? Avustralya’da bir Aborjin topluluğu olan Pormpuraaw’larda sağ ve sol kavramları mevcut değil. Bunun yerine dillerinde, güneşin konumuna göre yönleri belirten kelimeler kullanıyorlar. Bu sadece onlara özgü de değil. Kaliforniya Üniversitesinden Lera Boroditsky’ye (2001) göre dünyadaki dillerin üçte birinde yönlere ilişkin göreli değil mutlak ifadeler kullanılıyor. Bu tür dilleri kullanan insanlar anbean güneşin şu an hangi konumda olduğunu ya da kuzeyin ne yönde olduğunu biliyor ve bunu bizim sağımızı solumuzu bildiğimiz gibi sıradan ve hızlıca belirleyebiliyor. Oysa bizde aynı evde yıllarca kalan insanlara kuzeyin ne taraf olduğunu sorsanız, muhtemelen hatırı sayılır bir kısım buna hemen cevap veremez.

Şu anda kuzeyiniz ne tarafta?

Lera Boroditsky bu konuda şöyle söylüyor:

Sürekli olarak bu türden bir dil eğitiminde kalan insanlar herhangi bir anda nerede oldukları ve nereye yöneldikleri konusunda çok yetkinler.

Levinson’un (1997) belirttiğine göre Avustralya yerel kültürüne ait Guugu Yimithirr isimli bir dilde yemek sofrasında karşınızdaki insana, “Güneydeki tuzluğu bana uzatır mısın?” diyebilirsiniz. Ancak, “ağacın önünde birisinin durduğunu” söyleyemezsiniz. Bu dilde kullanabileceğiniz ifade, “ağacın doğusunda birisinin durduğu” olur. Bize her ne kadar enteresan gelse de bu tarz bir bakış açısı daha kesin ve nesnel bir bakış açısıdır. Çünkü ağacın doğu tarafı kesin bir kavramdır. Ancak bizim ağacın önü dediğimiz şey, ağacın diğer tarafında duran bir insana göre ağacın arka tarafıdır. Bizimki gibi dillere sahip dillerde konumlar daha çok konuşan özneye göre belirlenir, ortak ve kesin coğrafi tespitlere göre değil.

Brezilya’da yerel bir kabile olan Muduruku kültüründe insanlar en fazla 5’e kadar sayıyor, bunun üzerindeki miktarlar için “çok” diyorlar.

Zuñi dilini konuşanlar ise bizim konuştuğumuz dile bakıp neden turuncu ve sarı için iki ayrı kelime kullandığımıza şaşıyor, çünkü kendi dillerinde bunlar için tek bir kelime var.

Yeni Gine’deki Dani dilinde ise tüm renkler için sadece iki kelime (koyu ve açık) var!

Ayrıca Rusya’da da gök mavi değil. En azından bizim düşündüğümüz haliyle değil. Çünkü Rusça’da bizim anladığımız anlamdaki maviyi belirten bir söz yok. Onun yerine, bize göre açık mavi olan ton için “goluboy” ve koyu mavi olan ton için “siniy” kelimelerini kullanıyorlar. Tekrar edelim, onlara göre bu iki kelime bir rengin iki farklı tonuna değil, iki farklı renge işaret ediyor.

Hangi renkleri görüyorsunuz?
Hangi renkleri görüyorsunuz?
Pixabay

Dilin Algılama Üzerindeki Etkisi

Bizim mavinin ana tonu için kullandığımız bir kelimeye karşılık Ruslar’ın kullandıkları iki kelime olması, onların mavi rengi bizden “daha iyi” algılamalarına sebep oluyor olabilir mi?

Görünüşe göre durum böyle. Winawer ve arkadaşları (2007) yaptıkları bir araştırmada farklı milletten insanlara, karşılarında yer alan mavi tonunun, hemen altında yer alan iki mavi tonundan hangisiyle tam olarak eşleştiğini sordular.

Kaynak: Evrim Ağacı

İhale Duyuruları