Pazartesi, Ekim 21, 2019

Tatilde Okumalık 14 Yeni ve Yeşil Kitap

Ekoloji, doğa dostu yaşam, kent kültürü, temiz ve adil gıda, hayvanlar gibi yeşil konulara odaklanan kitapları okumayı sevenler için tatil okumaları listemiz hazır. 2019 yılında yayınlanan ve ilginizi çekebileceğini düşündüğümüz 14 kitap listesi aşağıda. İyi tatiller!

#1 Açık Yeşil – Teorisi ve Pratiği ile Bir Ekoloji Rehberi // Ömer Madra, Ümit Şahin (Can Yayınları)

On yılı aşkın süredir Açık Radyo’da devam eden, Türkiye ve dünya çapında ekoloji mücadelesinin seyrini kayıt altına alan Açık Yeşil’den bir ekoloji rehberi. Üstelik teorisi ve pratiği ile.

Açık Yeşil’in bu birinci kitabı, her gün 150 ila 200 canlı türünün yok olduğu, iklim krizinin tüm dünyanın gündemine oturduğu İnsan Çağı’nda (Antroposen) çevre ve iklim hareketlerinin teorik temellerini ortaya koymanın yanı sıra, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından alan kayıtları ve mülakatlara yer verilen bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.

Yeşil düşüncenin köklü tarihinden düşünürler ve aktivistler hakkında özel dosyaların da yer aldığı bu rehber kitap, çevre muharibi ve grevci Greta Thunberg’in, “Evimiz yanıyor!” diyerek işaret ettiği iklim krizinden hep birlikte nasıl çıkabileceğimize ilişkin yeni bakış açılarına kaynaklık ederken, kainattaki yegâne evimize karşı sorumluluklarımızı da yeniden gözden geçirmeye davet ediyor.

#2 Tohumun Hikayesi // Vandana Shiva (Yeni İnsan Yayınevi)

Vandana Shiva, dünyadaki tüm küçük köylülerin en sadık dostudur. Kariyerini elinin tersiyle bir kenara iterek, bütün bildiklerini onlar için vakfetmeye söz vermiştir.

Hindistan’dan başlayarak nerede küçük köylü lehine bir hareket varsa, orada hazır bulunmuştur. Onlara bilgileri ile destek olmuş, varlığıyla kol kanat germiştir. Vandana Shiva pelerini olmayan bir kahramandır.
Tohumun Hikayesi, küçüklere tohumun ne olduğunu, onu nasıl korumamız gerektiğinizi sadeleştirilmiş bir dille anlatırken, büyüklere ise tohuma sahip çıkma ve gelecek kuşaklara onun kıymetini anlatıp aktarma görevini veriyor. “Tohumları korumak ve çoğaltmak, onları değerli bir miras olarak çocuklarımıza, torunlarımıza bırakmak ve özgürce değiş tokuş etmek insanların en temel hakkı ve yaşam güvencesidir.” diyor Vandana Shiva. Bu kitap, herkesi yaşanılabilir bir dünya için ufak da olsa katkı yapmaya ve çözüm bulmaya davet ediyor.

Tohumun Hikayesi hem küçüklere hem büyüklere yazılmış bir kitaptır.
Tıpkı dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi, ülkemizde de geleneksel tarım yok ediliyor. Atalık tohumlarımız azalıyor ve kayboluyor. Tohumun Hikayesi işte bu gidişata dikkat çekmek ve küçüklere moral vermek için yazıldı. Tohumumuz yoksa geleceğimiz de yok. Tohumuna ve geleceğine sahip çık!

#3 Yedi Ucuz Şey Üzerinden Dünya Tarihi // Jason W. Moore (Kolektif Kitap)

Yarım binyıllık sömürgeci kapitalizmin anatomisi sayılabilecek bu çalışma, apaçık ortada durduğundan olsa gerek, çoğunlukla önemsemediğimiz doğa, para, emek, bakım, gıda, enerji ve yaşamın ucuzlatılmasıyla kapitalizmin insanlarla yaşam ağı arasındaki ilişkileri nasıl kontrol ettiğinin izini sürüyor.

İlk kapitalist ürün şekerin üretiminden kapitalist sınırların genişlemesine uzanan süreçte doğa-toplum, kadın-erkek ikiliğinin, sömürgeciliğin, ırkçılığın, yerli mücadelelerinin, savaşların, krizlerin, isyanların bu yedi ucuz şeyle ve birbirleriyle nasıl ilişkilendiğini irdeleyen, günümüzün krizlerini ele alan özgün bir neoliberal ekonomi eleştirisi Yedi Ucuz Şey Üzerinden Dünya Tarihi bugün bulunduğumuz yere nasıl geldiğimizin ve daha adil, sürdürülebilir bir medeniyet için nasıl ilerlememiz gerektiğinin ufuk açıcı bir anlatısı.

Çoğu insan için gezegenin sonunu hayal etmek kapitalizmin sonunu hayal etmekten daha kolay

“Ucuzluk derken ne anlatmak istediğimize gelelim: Kapitalizmin krizlerini geçici olarak çözerek kapitalizmle yaşam ağı arasındaki ilişkileri yöneten bir dizi stratejidir. Ucuz, düşük maliyetle aynı şey olmasa da maliyetlerin düşmesinde etkilidir. Ucuz, çalışmanın herhangi bir biçimini insan ve hayvan, botanik ve jeolojik mümkün en asgari bedelle seferber eden bir strateji, bir uygulama, bir şiddettir. Kapitalizmin bu adlandırılmamış yaşam kurma ilişkilerini üretim ve tüketim döngülerine dönüştürdüğü ve bu ilişkilerin olabildiğince düşük fiyatlarla hayata geçtiği süreç hakkında konuşmak için ucuzu kullanıyoruz.”

#4 Günde Bir Elma // Joe Schwarcz (İndigo Kitap)

Yeşil çayla kilo vermek, detoks efsanesi, alkali beslenme, etteki hormonlar, plastikten sızan maddeler, tarım ilaçlarıyla ilgili kaygılar…

Günde Bir Elma, Beslenme uzmanı Dr. Joe Schwarcz’ın yediğimiz yiyecekleri ilgilendiren pek çok konuyu açıklığa kavuşturduğu harikulade bir araştırma kitabı.

Dört bölümden oluşan bu geniş kapsamlı kitapta ilk olarak; acai üzümü ve “antioksidan potansiyeli”, turunçgiller ve “süper flavonoidler”, turna yemişi ve prosiyanidinler gibi besinlerimizde doğal olarak oluşan maddelere dair bilgiler edinirken, ikinci bölümde yapay aromalarla lezzet artırma, demirle güçlendirme, virüslerle koruma gibi besin kaynaklarını değiştirme yöntemlerini öğreneceksiniz. Üçüncü bölümde trans yağlar, hormonlar, antibiyotik kalıntıları, benzen vb. yiyeceklerimizi kirleten maddelerle tanışacaksınız.

Peki, bütün bu bilgiler ışığında tükettiğimiz besinlerin güvenliğine dair kime, neye inanmalı? Schwarcz, son olarak dördüncü bölümde okura toplumun genelinde kafa karışıklığına yol açan belli başlı konuları aydınlatan hazmı güç bilgiler sunuyor.

#5 Eşyanın Tabiatı // Mark Miodownik (Domingo Yayınları)

“Kendimizi uygar saymak hoşumuza gidebilir ancak bize uygarlığı bahşeden, büyük ölçüde malzeme zenginliğimizdir…  Biz onları yarattık, onlar da karşılığında bizi bugünkü halimize getirdiler.”

Malzemeler dünyasında yaşıyoruz. Etrafımız gündelik tasarım ve mühendislik mucizeleriyle çevrili. Çeliği düşünün: Ağzımıza sokuyor, istenmeyen tüylere karşı kullanıyor, içine biniyoruz. En sadık dostumuz ama nasıl işlediğini bilmiyoruz. Cam neden saydam? Lastiğe esnekliğini veren ne? Ataş neden bükülüyor? Bir malzeme neden göründüğü gibi görünüyor, neden davrandığı gibi davranıyor?
Mark Miodownik bizi malzemelerin iç dünyasına götürüyor. Mucidini idamdan kurtaran porselenden ayakkabılarımızdaki köpüğe, elinizdeki kâğıttan uygarlığımızın günah keçisi betona kadar, yaşamlarımızı şekillendiren bu mucizelerin nasıl doğduğunu, keşiflerinin ardında yatan akılalmaz öyküleri ve tüm bu yolculuğun insan ırkının becerisine, yaratıcılığına dair ne anlattığını ortaya koyuyor.
Eşyanın Tabiatı’nı benzersiz kılan, 20 dilde yayımlanmış bir
popüler bilim klasiğine dönüştüren şey Miodownik’in saplantı derecesindeki tutkusu ve bu tutkuyu kelimelerle bize bulaştırma becerisi. Sadece etrafımızdaki nesnelere değil,
dünyaya bakışımızı da değiştiriyor.

#6 Azime’nin Yumağı // İrem Çağıl, Zeynep Özatalay (Sinek Sekiz Yayınevi)

2018 yılının baharında hayatımda ilk kez, hepimiz için çok sıradan olan bir nesnenin, bir ipin yapılış sürecine başından sonuna kadar şahit oldum. Hem yapılması hem de yapan kişi açısından bence mucizeviydi, ya da bir çeşit ‘kadim hayat bilgisini’ içeriyordu da diyebiliriz.

Bu ip, dağda yaşayan yarı yabani keçilerin kıllarından kırkılıp, kirmen denen ahşaptan yapılma bir aletle, elde eğrilerek yapılıyor. Özel bir maharet gerektiriyor ve son halini alıp bir halata dönüşmesi kimi zaman aylar sürebiliyor.

Azime bana, tüm komşularına yaptığı gibi, aylarca süren emeğinin sonucu olan yumağı hediye ettiğinde 98 yaşındaydı.

Bu kitabın fikri, Türkiye’nin güneybatısındaki küçük bir köyde, ona komşu olduğum bir küçük evde yaşarken, bu emek yoğun hayatı diğer herkes gibi oldurmaya çalışırken ve bunun içindeki pek anlatılmayan bir çeşit özgürlüğü, güzelliği ve birliği deneyimlerken oluşmaya başladı. Ama en çok onun bu ipi yapma sürecine tanıklık ederken şekillendi…
Bu kitabın ilk baskısı 2000 adet yapılmış, tamamı numaralandırılmış, her bir kopyaya Azime Kilis’in yaptığı yumaktan bir parça kesilip bağlanmıştır.

#7 İnsanlığı Yeniden Büyülemek // Murray Bookchin (Sümer Yayıncılık)

İnsanlar bu gezegenin ‘kanseri’ midir? Yeryüzünün ve tüm canlı türlerinin varlığını tehdit eden, evrimdeki korkunç bir anomali durumunu mu oluştururlar?

Bu sorular, insan ruhuna akıl ve yenilik yaratma yetilerine modern çağda neredeyse eşi benzeri görülmemiş büyüklükte bir hakaret anlamına gelir. Bunlara yönelik anti-hümanist tepki ise on sekizinci yüzyıl aydınlanmasının geliştirdiği ve on dokuzuncu yüzyıldaki çeşitli sosyalizmlerin beslediği akıl, laiklik, bilim ve insanın evrenselliğine yönelik vurgunun yerini alan narsisist bir mistisizm, mizantropi ve toplumsal dingincilik ortaya koyar.

Ömrü boyunca radikal ve öncü bir çevreci olan Murray Bookchin, bu sorulara ses getiren bir cevap vermişti, ‘Hayır!’ Anti-hümanizmin çeşitli biçimlerine yönelik çoğu zaman nükteli ve amansız eleştiriler içeren araştırmasında Bookchin, bizi kuşatan sorunların toplumsal irrasyonalizmden kaynaklandığını ve bu sorunların mistisizm ve dinginciliğe geri çekilmekle değil, yalnızca akıl ve hayal gücü ile çözülebileceğini ileri sürmektedir. Bookchin meselenin bizlerin fazlasıyla insan, akılcı ve medeni olmamızla değil, bilakis yeterince insan, akılcı ve medeni olmayışımızla ilgili olduğu hususunda uyarmaktadır. Derin ekolojistlerin, sosyobiyologların, Malthusçuların, ‘Gaiacıların’ ve çoğu postmodernistin biyolojist ve indirgemeci düşüncelerine kışkırtıcı bir biçimde meydan okuyan bu heyecanlı kitapta Bookchin, aydınlanmacı hümanizm adını verdiği şeyi önermektedir zamanımıza sinen ve bizi zayıflatan cesaret eksikliğine karşı düşünce, umut ve yenilenmeye yönelik bir mesaj.

#8 Vegan Bir Dünya // Tobias Leenaert (Yeni İnsan Yayınevi)

Vegan Bir Dünya, yazarın Veganköy adını verdiği, bütün yaşam şartlarının veganlık üzerine örüldüğü bir köyün hayali ile başlıyor. Burası sempatik ve yaşanılası bir köy olması yanı sıra sizleri içerisine çekecek birçok pratik çözüm barındırıyor. Yazarımızın tüm dünyanın Veganköy’ü anlamaya ve onu mümkün kılmaya olan inancı kesintisiz bir hevesle doruğa tırmanıyor.

Tabii ki her yolculuk gibi, Veganköy’e yapılacak yolculuğun da birbirinden farklı rotaları var. Peki en kolayı, en sürdürülebilir olanı hangisi? Bu soru, kitabın merkezine oturtuluyor, tartışma çemberi genişletildikçe esasında veganlıkla ilgili bütün karmaşık problemler masaya yatırılıyor ve bir bir düğümleri çözülüyor.

TobiasLeenaert masa başında teorik tartışmalar üretmiyor. Sokakta yaşananları yine sokakta çözecek anahtarları gösteriyor. Kendi yaşamından taşıdığı çelişkileri saklamaya gerek görmeden yüzleşiyor ve her seferinde okurunu da yanına alarak Veganköy’e doğru bir adım atmaya özendiriyor.
Hiç şüphe yok ki Türkçede ilk defa yayınlanan Vegan Bir Dünya, pek çok tartışma açacak ya da pek çok tartışmaya yepyeni boyutlar kazandıracak.

#9 Rota – Politikada Yönümüzü Nasıl Bulacağız? // Bruno Latour (Kolektif Kitap)

“Yaşayabileceğimiz bir toprağı nasıl bulacağız? […] Nereye gideceğimizi de, nasıl yaşayacağımızı da, kimlerle birlikte yaşayacağımızı da bilmiyoruz. Bir yer bulmak için ne yapmalıyız? Yönümüzü nasıl bulacağız?”

Toprak mefhumunun yapısı değişiyor, tüm aidiyetler dönüşüm sürecinde, herkes evrensel anlamda paylaşılabilir bir dünyanın, içinde yaşanabilir bir toprağın eksikliğiyle karşı karşıya ve yerküre direnmeye başladı; tarihte ilk defa insan toplumları, yer sisteminin insan eylemine verdiği tepkileri kavramak zorunda… Bruno Latour, Rota’da çizdiği bu manzaranın “belli bir tarihsel eğrinin sonu”na işaret ettiğini iddia ediyor ve bunu toplumsal sınıf mücadelesinin, bir jeo-toplumsal yer mücadelesine dönüşümü olarak yorumluyor.

Latour dünyanın karşılaştığı üç büyük sorunu bu dönüşüm temelinde değerlendirerek göç krizinin, iklim durumunun inkârının ve inanılmaz boyutlara ulaşan eşitsizliğin aslında tek bir olay olduğunu iddia ediyor. Artık Küresellik/Yerellik, Sağ/Sol, Batı hayranlığı/karşıtlığı üzerinden politika yapmanın geçersiz kaldığını, onun yerine “Modernleşmenin birbiriyle çelişkili kıldığı, aslında birbirini tamamlayan iki hareketi” gözetmemiz gerektiğini söylüyor: bir yandan toprağa bağlanmak, öte yandan dünyasallaşmak.

#10 Başka Bir Köylülük Mümkün // Kolektif (Yeni İnsan Yayınevi)

Tarım Ekonomisi Derneği, başkanı Tayfun Özkaya öncülüğünde önemli bir çalıştay gerçekleştirdi. İzmir’de yapılan bu buluşmada temel bazı sorular masaya yatırıldı ve tartışıldı.

İlk çıkış noktası, köylü nüfusunu %5’in altına düşürmeye çalışan, bunu kendine görev edinmiş neoliberal politikacıların tezlerini enine boyuna konuşmak oldu. Acaba kırsal alandaki dertlerimizin çözümü, gerçekten bu nüfus politikası mıdır?

Köylülüğün rolüne geleneksel ve modern perspektiflerden bakmak zorunda mıyız? Başka yollar, alternatifiler yok mu? Sürdürülebilir, onarıcı ve dayanıklı bir köylülük, hangi kırsal politikalar ile mümkün? Ekolojik hassasiyetleri olan, biyoçeşitliliği önemseyen, insanlığın doğaya verdiği tahribatı durdurmak hatta tersine çevirmek isteyen köylüler ile nasıl etkileşim kurulabilir? Kentteki benzer duyarlılıkları taşıyan kitlelerle, kır arasında nasıl bağlar kurulabilir? Son olarak kimseye muhtaç olmadan, haysiyetli ve insana yakışır bir kırsal hayatı kurmak isteyenler neler yapabilir?

Çalıştay, bu sorular ile başladı. Değerli katılımcıların katkıları eklendikçe, yeni açılımlar ve katkılar müthiş bir renklilik katkı. Sonunda çok daha geniş kitlelere uluşmak ümidiyle elinizdeki kitap ortaya çıktı.

Umuyoruz ki ülkemiz kadar dünyanın çeşitli coğrafyalarındaki kent ya da kırda yaşayan, konuya ilgi duyan yurttaşlar yeni katkılarla bu tartışmayı büyütür ve ülkelerinin gündemine taşırlar. Emin olun, bu tartışma ve alternatif uygulamalar, hepimiz için hayati bir öneme sahiptir.
-Tayfun Özkaya

#11 Astrobiyoloji – Dünyada ve Evrende Yaşam // David C. Catling (Metis Yayıncılık)

İnsanlar çok eski zamanlardan beri yeryüzünde yaşamın nasıl ortaya çıktığı ve evrende yalnız olup olmadığımız gibi sorulara kafa yoruyorlar. Son dönemlerde adını giderek daha sık duyduğumuz astrobiyoloji tam da bu sorulara yanıt bulmak üzere ortaya çıkmış bir bilgi alanı. Evrende ve dünyada yaşamın kökenini, evrimini ve geleceğini inceleyen astrobiyologlar, gelişen teknolojiyle birlikte her geçen gün hayal gücümüzü kışkırtan keşiflerde bulunuyor.

Kendisi de bir astrobiyolog olan David Catling bu kitapta astrobiyolojinin temel meselelerini ele alarak bu heyecan verici bilime dair kısa ama kapsamlı bir çerçeve sunuyor. Dünyada yaşamı ortaya çıkaran koşullar nelerdi? Yaşam hangi ilkeler temelinde gelişti? Gezegenimiz mevcut haline erişmeden önce nasıl evrelerden geçti? Kitlesel yok oluşlara hangi olaylar yol açtı? Dünyamızı nasıl bir gelecek bekliyor? Gezegenler nasıl oluştu? Güneş Sistemi’nde ve ötesinde hangi gezegenlerde yaşam ortaya çıkmış olabilir veya gelecekte ortaya çıkabilir? Dünya dışındaki bir gezegende akıllı varlıklar varsa fizikçi Enrico Fermi’nin meşhur tabiriyle Nerede bunlar?
Astrobiyoloji, okuru kendi tanıdık dünyasından dışarı adım atıp üzerinde yaşadığı görkemli gezegene ve çevresini sarmalayan uçsuz bucaksız evrene meraklı gözlerle bakmaya davet ediyor.

#12 Bir Ekolojistin Not Defteri // Ahmet Sosyal (Yeni İnsan Yayınevi)

Ege, Türkiye’nin doğa tahribatında en çok acı çeken, mücadeleye ilk başlayan ve başı çeken bölgesi. İzmir, bu mücadeleyi veren insanları buluşturan, onlara ilham veren şehir.

Yazarımız Ahmet Soysal, İzmir’den, Ege’den yükselen etkili bir haykırış. İnsan merkezli bakış açısıyla, zaten insanların meydana getirdiği problemleri çözmek mümkün değil. Bakış açımızı değiştirmek, dayanışmak için daha incelikli düşünmeli, durup kuşbakışı bakmayı yeniden denemeli ve omuz omuza vermeliyiz. Ahmet Soysal yazıları ve etki alanıyla bunu mümkün kılan, çok değerli bir kalem.

Bugün Ege’nin sesine Karadeniz, Akdeniz ve tüm Anadolu kulak kesilmeli. Çünkü artan termik santraller, siyanürlü madenler, hesler, resler, planlanan nükleer santraller ve daha niceleri ile iklimi tetikleyen, tarımı toprağı bitiren, hiç durmadan itişen bir güruhla karşı karşıyayız.
Köyde, kırda, kentte öğrencilerden emeklilere kadar gittikçe büyüyen bir toplumsal muhalefet direniyor ve önünde sonunda kazanmak zorunda. Çünkü gideceğimiz ne başka bir gezegen var ne de başka bir memleket var. Soluduğumuz hava, ekip biçtiğimiz tarlalar, içtiğim sular kirletilirken, köşemizde oturup seyretmeyeceğiz. Yazarak, çizerek dayanışma içinde sözümüzü söyleyip, haklılığımızı takip edeceğiz.
İyi ki Ahmet Sosyal gibi onurlu insanlar var. İyi ki İzmirliler var, umut saçan Egeliler var.

#13 Ekolojik İnsancıllığın Öncüleri // Brian Morris (Sümer Yayıncılık)

Bir kitaba üç düşünsel yaşamöyküsü sığdıran Brian Morris, modern ekoloji hareketinin gelişimine damgasını vuran Lewis Mumford, Rene Dubos ve Murray Bookchin’in fikirlerini, son derece kolay anlaşılır bir biçimde ele alıyor. Bu isimler, bir uçta endüstri megamakinesinin öteki uçtaysa modernlik karşıtı tepkinin yer aldığı çıkışsız ikiliğin ötesine geçerek oldukça makul mantıklı bir üçüncü yol öneriyor. Morris’in ekolojik insancıllık adını verdiği bu ümitvar gelenek, doğayla tekrar hemhal olmuş bir toplum; ekolojik, eşitlikçi ve demokratik bir kent ve kültürü yaratma düşünü benliklerimizde canlandırıyor.

Lafı dolandırmayan, açık ve akıcı üslubuyla sokaktaki eylemciden kuram meraklısı akademisyenlere ve ekologlara kadar her kesime hitap eden Ekolojik İnsancıllığın Öncüleri, ekolojiye, siyasete, felsefeye merak duyanların ya da halihazırda sahada faaliyet gösterenlerin tekrar tekrar okuması gereken bir eser.

#14 Doğa ve Direniş Öyküleri // Özer Akdemir (Yeni İnsan Yayınevi)

Ülkemizde son yıllarda gittikçe artan yoğunlukta bir mücadelenin geliştiğine tanıklık ediyoruz. Ekoloji mücadelesi, halkın yaşam alanlarını koruma mücadelesinin de ötesine geçen bir niteliğe
bürünerek kelimenin gerçek anlamıyla yaşam mücadelesi halini almış durumda. Dünyaya egemen olan sistem, doğanın talanını ve yıkımını da beraberinde getiriyor. Son dönemde iş başına gelen iktidarlar çevre sorunlarına çözüm üretmek yerine, yeni sorunları
doğuran bir ekonomik-politik hatta ilerliyor. Doğal olarak hava kirleniyor, su kirleniyor, toprak kirleniyor, ekmek kirleniyor!..

Elinizdeki kitapta ülkemizin dört bir yanında süren ekoloji mücadelelerinden doğa, yaşam ve direniş öyküleri var. Öykülerde anlatılan olayların hemen hepsi, içinde geçen kişiler ve yerlerin
ise büyük bir çoğunluğu gerçek. Fotoğrafların önemli bir bölümü de çoğu halen devam eden bu mücadelelerden kesitleri içeriyor.

Daha önce yazdığı üç kitapta da ekoloji meselelerine araştırmacı bir gazetecinin gözü ile değinen Özer Akdemir, bu kez edebiyatla anlatmaya çalışıyor verilen mücadeleyi. Bir dağın, bir insanın,
bir köyün, bir zeytinin ya da turnanın gözünden Anadolu’nun yitip giden, yok edilen varlıklarının ve bu yok oluşa karşı doğanın-insanın-yaşamın direnişinin öyküleri bunlar.

Her bir öykü yaşamın doğasının direniş üzerine kurulduğunu, doğanın ise direnişin ta kendisi olduğunu anlatıyor…

Not: Metinler kitapların tanıtım bültenlerinden alınmıştır.

Kaynak

İhale Duyuruları