Perşembe, Ağustos 22, 2019

Sosyal Değişim için Yeni Bir Yaklaşım: Sosyal Permakültür

Permakültür ile sosyal değişimi ve adaleti sağlamak mümkün mü? Dünyada son yıllarda etkisi giderek büyüyen yeni bir yaklaşım var. İnsanlar arasındaki ilişkileri besleyici ve ilham verici işbirlikçi deneyimlere dönüştüren, toplum bireylerinin birlikte yeniyi ve daha adil olanı yaratması ve birbirlerini güçlendirmeleri için permakültür ilkelerinden faydalanan yeni bir yaklaşım. Bu yeni yaklaşım, yeni bir tanımı da beraberinde getirdi: Sosyal (toplumsal) permakültür.

Permakültür en basit haliyle, doğal ekosistemlerin çeşitliliğinin ve bir arada uyum içerisinde yaşama becerisinin, bilinçli olarak tasarlanan tarımsal ve sosyal ekosistemlere uygulanması olarak tanımlanıyor.

David Holmgren ile birlikte permakültür terimini dile getiren Bill Mollison, yazdığı ve permakültürün kutsal kitabı olarak görülen Permakültür: Tasarımcının El Kitabı adlı eserinde permakültürün bütünsel bir tasarım bilimi olduğunu ve permakültür olmaksızın istikrarlı bir sosyal düzeninin mümkün olmayacağını vurguluyor. Tıpkı sürdürülebilirliğin hayatı ekolojik, sosyal ve ekonomik boyutlardan ele alan bütüncül yaklaşımı gibi Bill Mollison, permakültürün etik ilkelerini de bu boyutlardan yola çıkarak yeryüzüne özen gösterme, insanlara özen gösterme ve geleceğe özen gösterme (adil paylaşım) -diğer iki ilkenin gerçekleştirilebilmesini sağlayacak kaynakları ayırabilmek için nüfus ve tüketime sınır getirme- olarak açıklıyor.

Peki sosyal permakültür nedir ve onun aracılığıyla toplumsal düzende nasıl iyileştirici bir etki oluşturulabilir? Sosyal permakültür, toplumsal anlayışı ve adaleti teşvik etmek; kişisel, sosyal ve evrensel refahı sağlamak için permakültür etik ve ilkelerinin insan ilişkilerine, topluluklara, sosyal sistemlere vb. uygulanması olarak tanımlanıyor. Sosyal permakültür, toplumsal anlayışı sağlayabilmenin; evrendeki insan, hayvan, bitki ve diğer tüm varlıkların birbirinden ayrı düşünülmediği, hepsinin bir bütünün parçası olduğu ve aralarındaki ilişkiyi iyileştirici bir yaklaşımla mümkün olduğunu söylüyor.

Bill Mollison gibi, doğal ve sosyal dünyalar arasındaki bağlantıyı gören permakültür tasarımcısı ve eğitimcisi Pandora Thomas, toprak üzerindeki iyileştirici etkisine çok fazla odaklandığımız permakültürün, tıpkı toprağı iyileştirdiği gibi, sistemin diğer bir parçası olan insanları ve ilişkileri iyileştirmek için de kullanılabileceğini söylüyor.

Kaynak: Yeşilist

İhale Duyuruları