AB Hibe Programlarına Yönelik Proje Hazırlama Eğitimi (ONLINE) | 13-14 Haziran 2026

Ukrayna ve Moldova için AB katılım sürecinde yeni eşik: İlk müzakere kümesi açılıyor

Görsel: © European Union, 2025, licensed under CC BY 4.0 / Source: EC – Audiovisual Service

Avrupa Birliği, Ukrayna ve Moldova ile yürütülen katılım müzakerelerinde uzun süredir beklenen bir eşiği geçmeye hazırlanıyor. 27 üye devletin büyükelçileri 12 Haziran’da Brüksel’de bir araya gelerek iki ülke ile ilk müzakere kümesinin açılması konusunda mutabık kaldı. Resmî hükümetler arası konferansların ise 15 Haziran’da Lüksemburg’da yapılması bekleniyor.

Bu karar, iki ülkenin AB üyelik sürecinde sembolik olmaktan öte, teknik ve siyasi sonuçları olan yeni bir aşamaya işaret ediyor. Ukrayna açısından karar, savaş koşullarında Avrupa yöneliminin korunması anlamına gelirken; Moldova için de reform sürecinin ve Avrupa ile bütünleşme hedefinin somut şekilde ilerlediğini gösteriyor.

Arka plan

Ukrayna ve Moldova, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı saldırısının ardından 2022’de AB üyeliği için başvuruda bulundu. AB, Aralık 2023’te iki ülke ile katılım müzakerelerinin açılması yönünde siyasi karar aldı; süreç Haziran 2024’te düzenlenen hükümetlerarası konferanslarla resmen başlamıştı.

Ancak ilk müzakere kümesinin açılması, özellikle Macaristan’ın Ukrayna’nın üyelik sürecine ilişkin itirazları nedeniyle uzun süre ilerleyemedi. Viktor Orbán döneminde Budapeşte, Ukrayna’daki Macar azınlığın hakları başta olmak üzere çeşitli gerekçelerle süreci bloke etmişti.

Macaristan’da Nisan 2026 seçimlerinin ardından göreve gelen Péter Magyar hükümeti, Kyiv ile Macar azınlık hakları konusunda bir uzlaşıya varıldığını duyurdu. Bunun ardından Budapeşte, Ukrayna’nın katılım sürecinin bir sonraki aşamasına geçilmesine yönelik vetosunu kaldırdı. Böylece hem Ukrayna hem de Moldova için ilk müzakere kümesinin açılmasının önü açılmış oldu.

Cluster 1 nedir, neden önemli?

AB katılım süreci, yeni genişleme metodolojisi kapsamında altı tematik küme ve 33 müzakere faslı üzerinden yürütülüyor. İlk küme, “Temel İlkeler” ya da İngilizce adıyla “Fundamentals” olarak biliniyor. Bu küme, katılım sürecinin bel kemiği sayılıyor.

Cluster 1 kapsamında özellikle şu alanlar ele alınıyor: Yargı ve Temel Haklar, Adalet, Özgürlük ve Güvenlik, Kamu Alımları, İstatistik ve Mali Kontrol. Bu başlıklar, yalnızca mevzuat uyumu açısından değil, devletin kurumsal işleyişi ve demokratik kapasitesi bakımından da belirleyici görülüyor.

Bu nedenle Fundamentals kümesinin özel bir ağırlığı var. Yeni genişleme metodolojisinde bu küme ilk açılan ve en son kapanan müzakere alanı olarak kabul ediliyor. Yani burada ilerleme sağlanmadan diğer alanlardaki teknik uyumun tek başına yeterli olması beklenmiyor. Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kamu yönetimi reformu, temel haklar ve mali kontrol gibi başlıklar, üyelik sürecinin ana test alanını oluşturuyor.

Liderler ne dedi?

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, kararın Ukrayna ve Moldova’nın zorlu koşullar altında gösterdiği kararlılığın ve reform çabasının tanınması anlamına geldiğini vurguladı. İki lider, genişlemenin Avrupa Birliği için stratejik bir tercih olduğunu da belirtti.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelenskyy, ilk kümenin açılmasını ülkesi ve halkı için “önemli siyasi ve manevi destek” olarak nitelendirdi. Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu ise ülkesinin gerekli çalışmaları yaptığını ve reformları sürdürmeye kararlı olduğunu ifade etti.

Bu açıklamalar, kararın sadece teknik bir müzakere adımı olmadığını da gösteriyor. Ukrayna ve Moldova için AB üyeliği, ekonomik uyumun ötesinde, güvenlik, yönetişim ve jeopolitik aidiyet meselesi olarak görülüyor.

Peki bundan sonra ne olacak?

İlk kümenin açılması, Ukrayna ve Moldova’nın yakın zamanda AB üyesi olacağı anlamına gelmiyor. Katılım müzakereleri uzun, ayrıntılı ve siyasi hassasiyeti yüksek bir süreç. Her faslın açılması ve kapanması, üye devletlerin oy birliğini ve aday ülkenin ilgili alandaki ilerlemesini gerektiriyor.

Ukrayna, yaz aylarında mümkün olduğunca çok müzakere kümesinin açılmasını hedefliyor. Moldova da aynı süreçte AB ile teknik hazırlıklarını ilerletmeye çalışıyor. Ancak üye devletler, sürecin “liyakat esasına dayalı” niteliğinin korunmasında ısrar ediyor. Bu da her iki ülkenin reform performansının yakından izleneceği anlamına geliyor.

Macaristan’ın vetosunu kaldırması, sürecin tamamen sorunsuz ilerleyeceği anlamına da gelmiyor. Başbakan Péter Magyar, Ukrayna’nın üyeliğine ilkesel olarak kapıyı kapatmasa da sürecin hızlandırılmasına temkinli yaklaşıyor. Budapeşte’nin ilerleyen aşamalarda özellikle azınlık hakları, reformların uygulanması ve üyeliğin nihai onayı konusunda yeni çekinceler gündeme getirmesi mümkün.

Ukrayna ve Moldova’nın süreçleri şimdilik paralel ilerliyor. Her iki ülke de Rusya ile bağlantılı ciddi güvenlik ve toprak bütünlüğü sorunlarıyla karşı karşıya. Ukrayna işgal altındaki bölgeleriyle, Moldova ise Rusya destekli ayrılıkçı Transdinyester bölgesiyle bu sürece giriyor. Bu nedenle AB üyeliği, Kyiv ve Chișinău için yalnızca ekonomik bir hedef değil; aynı zamanda Avrupa siyasi düzeni içinde kalıcı yer edinme arayışı anlamına geliyor.

15 Haziran’da yapılması beklenen hükümetler arası konferanslar, bu bakımdan yeni bir başlangıçtan ziyade, uzun süredir bekleyen katılım sürecinin nihayet somut başlıklar üzerinden ilerlemeye başlaması anlamına gelecek.

Etkisi Ne Podcast

BENZER İÇERİKLER

YAKLAŞAN EĞİTİMLERİMİZ